· Anayasa Mahkemesi Kararları
Gerekçeli Karar Hakkı: Mahkeme Her İddiaya Cevap Vermek Zorunda mı?
Gerekçeli karar hakkı, tarafların esaslı iddialarının mahkemece dinlendiğini gösterir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki ölçütlerini ele alıyoruz.
Anayasa Mahkemesi, ihlal iddialarının önce derece mahkemelerinde dile getirilmesini bekler. Tüketme kuralının kapsamını ve istisnalarını inceliyoruz.
Anayasa Mahkemesi, temel hak ihlallerini gidermekle görevli ilk merci değildir. Hak ihlallerinin öncelikle idari makamlar ve derece mahkemeleri tarafından önlenmesi ve giderilmesi beklenir. Bireysel başvurunun bu ikincil niteliği, Anayasa'nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinde yer alan başvuru yollarının tüketilmesi kuralıyla somutlaşır. Kural basit görünse de uygulamada pek çok başvurunun kabul edilemez bulunmasına yol açmaktadır.
Kanun'a göre ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapılamaz. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre bu kuralın amacı, olaylara daha yakın olan ve delilleri doğrudan değerlendirebilen derece mahkemelerine ihlali giderme fırsatı tanımaktır. Mahkeme, kendisini bir üst derece mahkemesi olarak görmez.
Tüketilmesi gereken yollar, başvurucunun şikâyetine uygun, erişilebilir ve ihlali giderme kapasitesine sahip etkili yollardır. Teoride var olan ancak uygulamada sonuç doğurma ihtimali bulunmayan yolların tüketilmesi beklenmez. Bununla birlikte bir yolun etkililiğinden şüphe edilmesi, onu kullanmamak için tek başına yeterli değildir.
Kanun yararına bozma, yargılamanın yenilenmesi veya itiraz yoluyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan talepler gibi olağanüstü yollar, kural olarak tüketilmesi zorunlu yollar arasında sayılmaz. Bu yollara başvurmak, 30 günlük başvuru süresini de kural olarak yeniden başlatmaz. Bu nedenle olağan yolların tükendiği tarih dikkatle belirlenmelidir.
Tüketme kuralı yalnızca kanun yollarına başvurulmasını değil, Anayasa Mahkemesine taşınan şikâyetin özünün derece mahkemelerinde usulüne uygun biçimde dile getirilmesini de gerektirir. Örneğin bir delilin hukuka aykırı elde edildiği iddiası ilk kez bireysel başvuruda ileri sürülüyorsa, Mahkeme bu iddiayı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle inceleme dışı bırakabilir.
Bu noktada Anayasa maddesinin açıkça anılması şart değildir; ancak iddianın içeriği, derece mahkemesinin değerlendirebileceği açıklıkta olmalıdır. Süresinde yapılmayan veya usulden reddedilen kanun yolu başvuruları da tüketme şartını karşılamayabilir.
Anayasa Mahkemesi, tüketme kuralını şekilci bir biçimde değil, somut olayın koşullarını dikkate alarak uygular. Örneğin aynı konuda yerleşik ve başvurucu aleyhine bir yargı içtihadının bulunması, ilgili yolun somut olayda etkili olmadığı sonucuna götürebilir. Benzer şekilde, ihlalin sürekli nitelik taşıdığı veya acil bir müdahale gerektirdiği hâllerde, ispat yükü ve yolların etkililiği farklı değerlendirilebilir. Ancak bu tür istisnalara dayanacak başvurucunun, yolun neden etkisiz olduğunu somut gerekçelerle ve mümkünse emsal kararlarla ortaya koyması beklenir. Genel ve soyut etkisizlik iddiaları, Mahkeme tarafından kural olarak yeterli görülmemektedir.
Sonuç olarak bireysel başvurunun başarısı, büyük ölçüde derece mahkemelerinde verilen mücadeleye bağlıdır. Hak ihlali iddialarının dosyanın en başından itibaren kayda geçirilmesi, ileride Anayasa Mahkemesi önünde esasa ilişkin inceleme yapılabilmesinin ön koşuludur.
· Anayasa Mahkemesi Kararları
Gerekçeli karar hakkı, tarafların esaslı iddialarının mahkemece dinlendiğini gösterir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki ölçütlerini ele alıyoruz.
· Anayasa Mahkemesi Kararları
Uzun süren davalar adil yargılanma hakkını zedeleyebilir. Anayasa Mahkemesinin makul süre değerlendirmesinde kullandığı ölçütleri açıklıyoruz.
· Anayasa Mahkemesi Kararları
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda kimlerin, hangi işlemlere karşı ve hangi süre içinde başvurabileceğini 6216 sayılı Kanun çerçevesinde özetliyoruz.